İnsan, ihtiyaçları olan bir varlıktır. Evet kul, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra duâ ederse, Allah Teâlâ kanunlarına uyan herkese lütfettiği hazînelerini ona da verir.

k.gif

Allah Teâlâ zâtı bakımından her şeye yakındır. Çünkü her şey, O’nun tarafından varedilmiştir.

Biz biliyoruz ki; amelî hükümler (amel, insana dair bütün eylemleri/fiilleri kapsar), îmânı kuvvetlendirmek ve nefsi islâh etmek için meşru kılınmıştır.

Onlar bilmelidirler ki, Allah Tealâ kendilerine(kullarına) pek yakındır. O’nunla kendileri arasında duâ ve ibâdetlerini Allah’a iletecek bir aracı ve şefaatçi yoktur. Allah Teâlâ’nın duâlarına icabet edip sevâbla mükâfatlandırması halinde araya girecek hiç kimse yoktur.

Şüphesiz ki Allah’ı bilen, şeriatını(yolunu) ve Allah’ın yaratılışla ilgili kanunlarını tanıyan kimse, Allah’a duâ etmekle; Allah’ın kendisini ilâhî kanunların cereyan ediş sebeplerine ve metodlarına vâkıf kılmasından başka bir şey istemez. O kanunları öğrenmek ve bu kanunlara uymakta Allah’ın kendisine yardım ve tevfîkini ulaştırmasını
arzular. Şüphesiz ki mü’min Allah’tan bilgisini arttırmasını veya rızkını bollaştırmasını isterken; bilginin bir vahiy olup kendisine ilham edilmesini veya gökten altın ve gümüş yağdırıp kendisini zengin etmesini dilemez. Keza Allah’tan hastalığına şifâ veya mümkün olmayan tedâvî yollarının bulunmasını dilerken, Allah’ın normal kanunlarını ortadan kaldırıp fevkalâde şeyler yapmasını dilemez. Veya kendisinin mucize ve hârikalarla desteklenmesini istemez.

Duanın mâhiyyetini iyi bilen mü’min; Allah’dan sadece tedâvî konusunda kendisini başarıya ulaştırmasını veya şifânın sebebi olan şeyleri elde ettirmesini ister. Bu bir yol gösteren vasıtasıyla olabileceği gibi ilham yoluyla da olabilir. Nitekim nice insanlar sebeplere sarılıp son derece gayretle çalıştıkları halde, başarıya ulaşamamışlardır. Ancak bundan sonra Allah’a duâ ile yönelmişler ve Allah’tan yardım dilemişlerdir. Allah’ın hidâyetiyle yardımı; kula yeni bir yol açmasıdır. Ve faydalı bir işi akla ilham etmesidir, hastanın mizacını hastalığa karşı kuvvetlendirmesidir

Evet kul, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra duâ ederse Allah Teâlâ kanunlarına uyan herkese lütfettiği hazînelerini ona da verir. Kul yapması gereken şeyleri yapar da başarıya ulaşmazsa, sebepleri halkeden müsebbibe(Allah’a) sığınmalı, kalbleri doğru yola götüren Allah’a yönelmeli ve görmediği, bilmediği şeyleri ondan dilemelidir. Her şeyin mülkü elinde bulunan Allah’ın yardım ve inayetini istemelidir.

Öyleyse bir kimse çalışmayı ve kazanmayı bırakıp her gün «Rabbım bana bin lira ver, Rabbım bana bin lira ver» diyerek Allah’tan isterse, bu kimse duâ eden insan değil, düpedüz bir câhildir. Bunun misâli tedâvî yolunu benimseyerek doktora görünmediği halde, Rabbım bana şifâ ver, bana afiyet ver diyen kimse gibidir. Sanki o bu duâsıyla şöyle demektedir : Allah’ım sen değişmez dediğin, kanunlarını benim için değiştir.

Derste bir öğrenci şunu sordu : Rızık önceden belirlenmişse neden isteyelim? Üstâd Muhammed Abduh dedi ki; benim sana cevap vermem veya vermemem önceden belirlenmişse niye suâl soruyorsun?

Ayetlerde bizden Allah’a duâ etmemizi istemenin hikmeti ne olabilir? Hadîste duâ hidayetin beynidir, buyurulmuştur. Allah bizim nefsimizde olanı ve içimizde saklı bulunanı bildiğine göre, niçin bizden duâ etmemizi istiyor?

Duadan maksad, gönlün Allah’a karşı çırpınışı ve Allah’ın yardımına muhtaç olduğunu anlayıp O’na sığınmasıdır. Buna delil olarak Hz. İbrahim’in aleyhisselam ateşe atılmazdan önce Cebrail’in ona gelip “bir ihtiyâcın var mı?” diye sormasını gösterirler. O, “sana ihtiyâcım yok”, deyince Cebrâîl, “öyleyse Allah’a duâ et”, demişti. Bunun üzerine Hz. İbrâhîm aleyhisselamAllah’ın halimi bilmesi benim suâlimden daha yeterlidir” cevabını vermişti.

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;

Allah Teâlâ; «Ey Âdemoğlu, bir şey senin, bir şey benim, bir şey de seninle benim aramdadır. Benim olan; Bana ibâdet etmen ve Bana hiç bir şeyi ortak koşmamandır. Senin olan; ne yaparsan onun karşılığını sana benim ödeyeceğimdir. Benimle senin aranda olan; senden duâ etmek, benden de duanı kabul etmektir» buyurur.

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler. ﴾Bakara suresi, 186.ayet﴿

 

Kaynak : İbn-i Kesir Ebü’l-Fidâ (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun) Hadisler ve ayetlerle Kur’an-ı Kerim tefsir/ Bakara suresi

 

Sırrı mukaddes kılınsın Abdülkadir Geylani şöyle buyurmuştur; Allahü teâlâdan dünyâ ve âhiretin hayırlarını iste. Sakın; “Ben istiyorum. Fakat Allahü teâlâ vermiyor, ben de bundan sonra istemeyeceğim.” deme. Duâya devâm et. Eğer istediğin şey ezelde senin için takdir edilmiş ise, Allahü teâlâdan istedikten sonra, Allahü teâlâ onu sana gönderir. Eğer istediğin o rızık ezelde senin için takdir edilmemiş ise, Allahü teâlâ seni o şeye muhtaç kılmaz ve kendinden gelenlere rızâ gösterme nîmetini ihsân eder. Eğer Allahü teâla senin için fakirlik ve hastalık dilemiş ise, sen de Allahü teâlâya fakirlikten ve hastalıktan kurtulman için yalvarırsın. O zaman Allahü teâlâ sana râzı ve memnûn olacağın bir hâl verir. Eğer, ezelde borçlu olmak takdir edilmişse ve sen de borçtan kurtulmak için duâ edersen, Allahü teâlâ alacaklıyı sana kötü muâmele etme hâlinden vazgeçirir. Hatta borcundan azaltma veya hepsini bağışlama hâline çevirir. Eğer dünyâda borçlu halden kurtarmazsa buna karşılık sana bol sevap verir. 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s