Mektubun üzerinde zorluk ve sıkıntı zamanlarında okunup da faydası görülen bir duâ yazılıydı…

Sırrı mukaddes kılınsın, Evliyanın büyüklerinden olan Ahmed bin İdrîs rahmetullahi aleyh bir kısım talebelerine bir yere gitmelerini emretti. İçlerinden birini de sünnet üzere emîr/ başkan yaptı. Onlar da yola çıktılar. Cidde’ye yaklaştıklarında azıksız ve parasız kaldılar. Onların emîri gece rüyâsında Ahmed bin İdrîs’i gördü. Ahmed bin İdrîs kendisine bir mektup verip; “Bunu al Allahü teâlânın…

“Her şey bir yaratıcı olmadan oluşur” derdi Bizans doktoru..

Sırrı mukaddes kılınsın Evliyânın büyüklerinden olan Ahmed bin Harb’in rahmetullahi aleyh zamanında bir gün şöyle bir hadise vuku bulmuştur; Bizanslılar devrinde, İstanbul’da bir doktor yaşıyordu. Hiçbir dîne inanmadığı gibi, Allahü teâlânın varlığını da inkâr ediyor ve; “Her şey kendi kendine var olmuştur.” diyordu. Âlemin bir yaratıcısı olduğunu kabûl etmiyordu. Mesleğinde mütehassıs(uzman) olup, sorulan her soruya…

Bir gün bu korkusundan dolayı onu büyük bir sandık içine koydu. Kapağını kilitledi. Kendisi de sandığın üzerine yattı..

Sâlim isminde bir kimse küffâr(müslüman olmayan) memleketlerinden birinde esirdi. Başında bir nöbetçi asker vardı. Bu asker müslümanların, Seyyid-i Bedevî’yi çok sevdiklerini, sıkıntıda kalınca rûhundan yardım istediklerini ve Allahü teâlânın izni ile böyle insanların imdâdına yetiştiğini duymuştu. Bunun için o zâtın Seyyid hazretlerinden yardım talebinde bulunmasından korkuyordu. Ona sık sık; “Eğer senin, yâ Ahmed Bedevî! dediğini…

Vâli, nasîhatleri kabûl etmedi..

Sırrı mukaddes kılınsın Ahmed-i Bedevî 1276 senesinde Mısır’ın Tanta şehrinde vefat etti. Kabr-i şerîfi üzerine yapılan türbede her sene düzenlenen toplantılarda Mevlid-i şerîf ve Kur’ân-ı kerîm okunması âdet oldu. Ahmed Bedevî hazretlerinin kerâmetleri vefâtından sonra da devam etti. Ahmed-i Bedevî hazretlerinin medfûn bulunduğu Tanta şehri yakınında bulunan Garbiyye şehrinin vâlisi, Ahmed-i Bedevî’nin büyüklüğüne inanmazdı. Bu…

Sabredemediğimiz şeylerin iç yüzü vardır

İç yüz; Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyeti anlamındadır. “Beklemesini bilenin, bazı şeyler ayağına gelir” demiştir Honoré de Balzac “Kim sabrederse rızkı gelir ona. Aşırı hırsla çalışma ve çabalama sabırsızlıktır. Mademki rızkı taksim eden O’dur(Allah), o halde şikâyet küfürdür. Sabır gerekir. Sabır, genişliğe ulaşmanın anahtarıdır. Padişah(Allah) köleye(kul’a) şikayet edilir mi?…

“Hey ahmak ve aptal kişi! Allahü teâlânın dostlarında, evliyâsında kusur ve kabahat aramak senin ne haddine!” dedi kendi kendine..

Mısır’da Kâdı’l-kudat(başşehir kadısı) olan Takıyyüddîn isminde bir zât vardı. Mısır evliyasından olup nesebi Peygamber efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem ulaşan Ahmed-i Bedevî’nin sırrı mukaddes kılınsın büyük bir velî olduğunu biliyordu. Fakat, başşehir kadısına Seyyid hazretleri hakkında uygunsuz sözler söylemişlerdi. Kadı da yakından ve iyice anlamak için Seyyid hazretlerinin yanına geldi. Sohbet esnâsında bir ara Seyyid…

Kapalı kapıları duâ anahtarı ile açmalıdır..

Hindistan’ın büyük velilerinden olan Muhammed Nakşibend(Huccetullah) sırrı mukaddes kılınsın, yazdıkları mektuplarından birinde buyurdular ki: “Allahü teâlâya hamd olsun. Seçtiği kullara selâm olsun. Mektubunuzla şereflendik. İkrâmlarınız da geldi. Duâ etmemize sebep oldu. Hadîs-i şerîfde; “Duâ kapılarının kendisine açıldığı kimseye (yâni duâ nasib olan kimseye) kabûl kapıları ve Cennet, yâhut rahmet kapıları da açılır” buyruldu. O hâlde…

“Bir Ramazan ayının ilk gecesi idi..”

Evliyanın büyüklerinden olan Mâlik bin Dînâr hazretleri sırrı mukaddes kılınsın bir yıl hacca gitti. Haccını tamamladığı gece rüyâsında bir ses işitti; “Yâ Mâlik! Hacca gidenlerden Muhammed oğlu Abdurrahmân affedilmedi.” dedi. Sabahleyin çevresinde Muhammed oğlu Abdurrahmân’ı aramaya başladı. Sordukları kimse ona: “Aradığın kimse Kur’ân ehlidir. Her yıl hacca gelir.” dediler. Araya araya onu bir köşede Kur’ân…

velîlerdeki kerâmetlere inanmazdı..

Nesebi Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem dayanan Abdülvehhâb-ı Şa’rânî sırrı mukaddes kılınsın, Mısır evliyâsının büyüklerinden olup aynı zamanda Şafîi mezhebi fıkıh âlimidir. Âmir Bağdâdî isimli talebesi önceleri; “Hiç kimse, bir ihtiyacın hâsıl(gerçekleşmesi-giderilmesi) olmasında vâsıtaya muhtâç değildir. Bu sebeple Allahü teâlâdan bir şey isterken başkalarını vesile etmek, onun hürmetine ver demek olmaz.” der,…

“Karanlıktaysan, gölgen bile seni yalnız bırakır” diye bir söz vardır..

Ancak biz, Allah’ın kullarıyız Allahü Teala bizlere buyurmuştur ki; Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar…﴾Zümer suresi, 36.ayet﴿ Buna tam olarak inanan ise Allah’ın kendisi ile her nerede ve ne şartlarda olursa olsun, onunla beraber olduğunu ve yalnız bırakmadığı bilir. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir? ﴾Zümer suresi, 37.ayet﴿ Allahü Teala,…