“Karanlıktaysan, gölgen bile seni yalnız bırakır” diye bir söz vardır..

Ancak biz, Allah’ın kullarıyız Buna tam olarak inanan ise Allah’ın kendisi ile her nerede ve ne şartlarda olursa olsun, onunla beraber olduğunu ve yalnız bırakmadığı bilir. Allahü Teala, dua eden ve onu anıp(zikreden), kendisinden yardım isteyenin halini görür ve işitir.  Allah, kullarına yine kulları ile yardım eder. Yeter ki o insan Allah’a dua etsin, O’ndan…

Peygamberlerin ve meleklerin bölük bölük meclisinde bulunduğu, derin ilim ve açık söz sahibi Abdülkadir-i Geylani sırrı mukaddes kılınısın

Abdülkadir Geylani rahmetullahi aleyh, kendisi hakkında kötülük düşünene merhamet eder, onun iyiliğini isterdi. Onu gören tesiri altında kalır, mübârek biri olduğunu hisseder, kalbi katı ise, yumuşardı. Duâsı makbûl idi. Halk, sıkıntıları olunca ona gelirdi. Bâzan sevdiklerine mânâ âleminde çeşitli şeyleri gösterirdi. Cinler de kendisinden çekinir, itâat edip sözünü dinlerlerdi. Ebû Saîd Abdullah bin Ahmed isminde…

O ki bir zamanlar Hz. Hızır’ın aleyhisselâm rüyada şu şekilde söylediğidir “Her kim dünyâda kurtuluşa ermek ve (ahirette)saâdete kavuşmak isterse, Şeyh Abdülkâdir’in meclisine devâm etsin!”

Çok sabırlı idi. Talebelerinin suallerini kızmadan cevaplandırır, dersi geç anlayanlara sabırla anlatırdı. Ubey isminde, anlatılanları zor kavrayan bir talebe vardı. Bir gün ders sırasında İbn-üs-Semhal isminde bir zât gelmişti. Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin onun dersi geç anlamasına karşı gösterdiği tahammüle hayran kaldı. O talebe dersini alıp çıktıktan sonra, gösterdiği sabra hayret ettiğini söyleyince, Abdülkâdir Geylânî hazretleri;…

“Arşın gölgesi altında oturanlar, bu birkaç ağaç parçasından yapılmış taht’a iner mi?” Kirâmen kâtibîn meleklerinin kendisine göründüğü, aşıkların sultanı Mevlana Celaleddin-i Rumi sırrı mukaddes kılınsın

Mevleviyye yolunun büyüklerinden, görünen ve görünmeyen kemâlât, olgunluklar, yüksek hâller sâhibi velî olan Bostan Çelebi sırrı mukaddes kılınsın, Sultan I. Ahmed’in tahta geçmesinden sonra büyük ceddi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sırrı mukaddes kılınsın, mânevî işâreti üzerine İstanbul’a geldi. Kadir gecesi olması muhtemel bir gecede Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin radıyallahu anh(Allah ondan razı olsun) kabr-i şerîfini ziyâret…

“Ey kullarım! Siz dünyâda iken enbiyâ kabirlerini ve evliyâyı ziyâret etmekten hoşlanırdınız. Şimdi size izin veriyorum Cennet’teki enbiyâ ve evliyâ makamlarını dolaşın.” Salih kulların, O’nun cemalini görmeye hasret ettiği, her noksanlıktan münezzeh olan Allah

Meşhûr velîlerden olan Hasan bin Muhammed bin Behâ sırrı mukaddes kılınsın, enbiyâ ve evliyâ kabirlerini çok ziyâret ederdi. Bu sebeple evliyâ türbelerinin çok bulunduğu bir yer olan Bağdat’a iki defâ gitti. Bir defâsında şöyle demiştir: “Allahü teâlâ Cennet’te bâzı kullarına lutfedip; “Ey kullarım! Siz dünyâda iken enbiyâ kabirlerini ve evliyâyı ziyâret etmekten hoşlanırdınız. Şimdi size…

“Yâ Eyyûb! Allahü teâlâ kıyâmet gününde; Sana Mısır’ı verdim, oraya sultan yaptım. Sen ise, hükmün altındaki topraklarda içki satılmasına müsâade ettin, dediğinde halin ne olur?” Âlimlerin sultânı İzzeddîn bin Abdüsselâm rahmetullahi aleyh

Mısır’daki Evliyânın büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi olan İzzeddîn bin Abdüsselâm rahmetullahi aleyh, bir bayram günü , sultanla bayramlaşmak üzere saraya gitti. Saraya girince, bütün herkesin sultanla bayramlaşmak için hazır bulunduğunu, âmirlerin ve ulemânın, sultanın önünde yerlere kadar eğildiğini gördü. İzzeddîn bin Abdüsselâm, sultânı, bir tâzim kelimesi olmadan ismi ile çağırarak; “Yâ Eyyûb! Allahü…

Efendim! Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem; “Mü’minin firâsetinden korkunuz. Çünkü o, Allah’ın nûru ile bakar.” buyuruyor. Bu hadîs-i şerîfin sırrı nedir?

Evliyânın önderlerinden, İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan Abdülhâlık Goncdüvânî rahmetullahi aleyh, bir aşûre günü talebelerine derste velîlik hâllerini anlatıyordu. Müslüman kıyâfetinde olan bir genç içeri girip, talebelerin arasına oturdu. Bir müddet sohbetini dinledikten sonra söz isteyerek: “Efendim! Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem; “Mü’minin firâsetinden(bir şeyin iç yüzünü görebildiği, önceden tahmin edip, düşünebilme kabiliyet ve maharetine sahip olma)…

Başlarında ise, heybetli ve nûrânî, mübârek bir zât, elinde iki ağızlı kılıç..

Evliyânın önderlerinden, İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan Abdülhâlık Goncdüvânî’nin rahmetullahi aleyh, bir gün huzûruna gelen bir kimse; “Eğer Allahü teâlâ beni Cennet ile Cehennem arasında muhayyer kılsa, ben Cehennemi seçerim. Zîrâ bütün ömrümde nefsimin arzusu üzerine amel etmedim. O halde Cennet nefsin murâdıdır. Cehennem ise, Allahü teâlânın murâdıdır.” dedi. Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri bu sözü red ederek:…

Bir “söz” üzerine…

Kişinin kendisine yapılan haksızlık, hiçbir şekilde onun da karşı tarafa haksızlık yapma hakkını vermez.

“Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?” Abdülehad Nuri Efendi sırrı mukaddes kılınsın

Allahü Teala’nın selamı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun, Abdülehad Nûrî Efendi İstanbul’da yetişen büyük velilerdendir. Süleymâniye Câmiinde vâz ettiği bir gün, kürsüye bir kâğıt kondu. Vâzdan sonra bu şekilde konan kâğıtları okurlardı. Kâğıdı okuyunca; “Sizin gavs(kendisine sığınanlara yardım eden anlamında Gavs ya da “Gavsu’l-Azam” da denir.) olduğunuz söyleniyor. Gavs olan, Allahü teâlânın izni ile istediğini yaparmış….