“Karanlıktaysan, gölgen bile seni yalnız bırakır” diye bir söz vardır..

Ancak biz, Allah’ın kullarıyız Buna tam olarak inanan ise Allah’ın kendisi ile her nerede ve ne şartlarda olursa olsun, onunla beraber olduğunu ve yalnız bırakmadığı bilir. Allahü Teala, dua eden ve onu anıp(zikreden), kendisinden yardım isteyenin halini görür ve işitir.  Allah, kullarına yine kulları ile yardım eder. Yeter ki o insan Allah’a dua etsin, O’ndan…

“Biri sana iyilikte bulunursa, devamlı sûrette Allahü teâlâya şükret. Çünkü o insanın kalbini sana çeviren Cenâb-ı Hak’tır” dedi Sultân-ül-Ârifîn rahmetullahi aleyh

Evliyanın büyüklerinden ve Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velîlerin beşincisi olan  Sultân-ül-Ârifîn Bâyezîd-i Bistâmî’nin sırrı mukaddes kılınsın yakınlarından biri seyâhate çıkarken, huzûra gelip; “Bana tavsiyede bulunur musunuz?” dedi. O da; “Üç şey ile sana tavsiyede bulunurum” dedi: “Yolculukta kötü huylunun biri sana arkadaşlık ederse, onun kötülüğünü kendi güzel ahlâk potana sok da şekillendirmeye çalış….

“Ey insanoğlu! Zamana bir bak! Benim rızam için her şeyden geçip de kendisini aziz etmediğim, bana güvendiği için kafi gelmediğim kimse var mı?” Alemlerin Rabbi olan Allah Azze ve Celle

(Şanlıurfa/ Hz. İbrahim’in aleyhisselam mancınığa gerildiği yer) Allah, her sözü doğru olandır.  Hz. İbrahim aleyhisselam, Nemrud tarafından yakılmak üzere ateşe atıldığında “Ey ateş! İbrahim’e serin ol(yakma)” diye emir buyurarak kurtaran ve muhafaza eden Allah’tır. Çünkü Hz. İbrahim aleyhisselam Rabbine tevekkül(ona güvenip dayanmıştı) etmişti. Allah’ın kendisini aziz edip, kafi geldiği kullarından biri olan Hz. İbrahim’in aleyhisselam…

İki kişi sohbet etmişler..

Namaz kılmayan bir insan, karşısındakine yaşadığı hadiselere istinaden atlattığı badirelerden şöyle bahseder; -Bir gün, bana kaza yapacağım rüyamda bildirildi(bende arabaya binmeden önce mutlaka abdest alırdım) ve sonrasında kaza yaptım. Başka bir zaman ise zehirlenme durumunda iken bir zat beni “kalk zehirleniyorsunuz” diye uyandırdı. Diyerek ve kendisinin sevilen kullardan olduğunu düşünerek bunu karşısındakine lisan-ı hal ve…

Bazı insanlar dünyadaki yaşamı hansel ve gretel’in şeker evini gördükleri gibi görürler.

Kendilerine ikramda ve ihsanda bulunulduğunu düşünürler, bazıları ileri gidip bunların kendi yeteneğinden olduğunu iddia eder.(halbu ki görünen ve görünmeyen her şey Allah’ın mülküdür, biz sadece O’nun verdiklerini kullanırız, o kadar) Dünyadakilerden olabildiğince faydalanırlar hatta biriktirirler. Onları bilirsiniz, hiç ölmeyecekmiş yada bu dünyaya bir daha mı geleceğiz şeklinde yaşarlar. Fakat bu bir tuzaktır. Hansel ve gretel…

Peygamberlerin ve meleklerin bölük bölük meclisinde bulunduğu, derin ilim ve açık söz sahibi Abdülkadir-i Geylani sırrı mukaddes kılınısın

Abdülkadir Geylani rahmetullahi aleyh, kendisi hakkında kötülük düşünene merhamet eder, onun iyiliğini isterdi. Onu gören tesiri altında kalır, mübârek biri olduğunu hisseder, kalbi katı ise, yumuşardı. Duâsı makbûl idi. Halk, sıkıntıları olunca ona gelirdi. Bâzan sevdiklerine mânâ âleminde çeşitli şeyleri gösterirdi. Cinler de kendisinden çekinir, itâat edip sözünü dinlerlerdi. Ebû Saîd Abdullah bin Ahmed isminde…

“Bir de taht’a baktım, üzerinde yalnız başına Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem oturuyor” İmam Şazeli rahmetullahi teala aleyh

İmam Şazeli şöyle buyurmuştur; Mescid-i Aksa’da istirahat için biraz yaslanmıştım, uyumuşum. Rüyamda gördüm ki mescidin dışında haremin ortasına bir taht kurulmuş. Derken grup grup bir çok insanlar geldiler. Ben; -Bu kalabalık nedir? diye sordum. – Bütün nebi ve resuller aleyhimüsselam toplandı. Muhammed’in aleyhisselam huzurunda Hüseyn Hallac(Meşhur Hallac-ı Mansur’dur) için şefaate gelmişler. Bu zat onun hakkında…

O ki rüyada Peygamber efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem “O benim oğlum ve sevdiğimdir. Evliyâ arasında derecesi yüksek olacak, benim himayemde bir kutubdur.” dediği Abdülkadir-i Geylani sırrı mukaddes kılınsın

Evliyânın büyüklerinden olan Abdülkadir-i Geylani’nin rahmetullahi aleyh Muhyiddîn, Gavs-ül-a’zam, Kutb-i Rabbânî, Sultân-ul-evliyâ, Kutb-i a’zam gibi lakabları vardır. İran’ın Geylân şehrinde 1078 (H.471)de doğdu. Babası Ebû Sâlih bin Mûsâ Cengîdost’tur. Hazret-i Hasanın oğlu radıyallahu anh Hasan-ı Müsennâ’nın oğlu Abdullah’ın soyundandır. Annesinin ismi Fâtıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkâdir Geylânî, hem seyyid, hem şerîfdir. Hazret-i…