İffet, özgürlüğün anahtarıdır.

Özgür olmak isteyen kişinin öncelikle esaret altında olduğu tutkularının baskısından kurtulması gerekir. İbn Miskeveyh, iffet erdemini kazanmış insanın, tutkularına köle olmaktan kurtulup özgürleşeceğini belirtir. Sözlükte “haramdan uzak durmak, güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak” anlamında olan ‘İFFET’, en önemli erdemdir. “Yeme- içme ve cinsî arzu konusunda ölçülü olmak, aşırı istekleri bastırıp dinin ve aklın buyruğu…

“..Kim böyle hainlik ederse, kıyamet günü hainlik ettiği şey ile gelir.” ﴾Al-i İmran suresi, 161.ayet﴿

Güveni kötüye kullanmak ve aldatmak hayatın her alanında olan kötü bir davranış şeklidir. Başında bulunduğu milletinin güvenini ve görevini kötüye kullanan Cumhurbaşkanları’nın ve diğer başkanların, patronların ve diğer makam sahiplerinin vay haline.. Fakat bütün hakimlerin asıl ve doğru makamı olan Hak Teala buyurmuştur ki; Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. ﴾Al-i İmran…

Mektubun üzerinde zorluk ve sıkıntı zamanlarında okunup da faydası görülen bir duâ yazılıydı…

Sırrı mukaddes kılınsın, Evliyanın büyüklerinden olan Ahmed bin İdrîs rahmetullahi aleyh bir kısım talebelerine bir yere gitmelerini emretti. İçlerinden birini de sünnet üzere emîr/ başkan yaptı. Onlar da yola çıktılar. Cidde’ye yaklaştıklarında azıksız ve parasız kaldılar. Onların emîri gece rüyâsında Ahmed bin İdrîs’i gördü. Ahmed bin İdrîs kendisine bir mektup verip; “Bunu al Allahü teâlânın…

Sevâbı daha çok olan zikir, salavât ve istigfârları öğretmesini buyurdu. O zaman Hızır aleyhisselâm; “Onlar hangileridir yâ Resûlallah?” diye suâl etti.

Sırrı mukaddes kılınsın Evliyânın büyüklerinden olan Ahmed bin İdris, Hazret-i Hasan’ın radıyallahu anh soyundan olup şerîflerdendir. Onun en büyük kerâmeti uyanık hâlde iken de Resûlullah efendimizi sallallahu aleyhi ve sellem görmesi ve O’ndan şifâhen salevât-ı şerîfeleri öğrenmesiydi. Kendisi şöyle anlatır: -Bir defâsında Resûlullah efendimizi sallallahu aleyhi ve sellem gördüm. Yanında Hz. Hızır’da aleyhisselâm vardı. Peygamber…

“Ölünün mezardaki hâli, imdâd diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer..” Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Ahmed-i Haznevî rahmetullahi aleyh buyurmuştur ki; “Ey kardeş! Ölümden nasîb, ibret almaktır. İbret alıp onu nasîhat kabûl ederek işlek bir yol olduğunu, ondan hiçbir kimsenin kurtulamayacağını bilen ve o yola evliyânın sevgilerini kazanarak ve Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak hazırlanan kimseye ne mutlu. Ondan ibret almayana ne yazık. Allahü teâlânın rahmetine kavuşanın bizdeki nasîbi,…

Hayatta bulunan insanların kabirdeki sorgu olayını duymamaları, rüya gören insanın rüyasındaki işittiği sesleri yanındaki uyanık kimselerin işitmemesi gibidir.

Biz şüphesiz Münker ve Nekir meleğine ve ölen her insanın Münker ve Nekir tarafından sorgulanacağına inanırız. Onlar geldiği zaman, ölüye ruhu verilir. 1071. Hadis– Ebû Hüreyre’den radıyallahu anh rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: -Sizden biriniz veya ölü kabre konulunca simsiyah mavi gözlü iki melek ona gelir onlardan birine Münker…

İnsan için günahı küçük görmekten veya günahı küçük-büyük olarak nitelendirmekten daha ciddi bir musibet yoktur..

Sırrı mukaddes kılınsın Ahmed bin Âsım, Tebe-i tâbiîn neslinden olup evliyanın meşhurlarındandır. Buyurmuşlardır ki; “Âfiyet (sıhhat ve iyi durum) büyük bir nîmettir. Emeli, arzu ve istekleri kısa yapmak lâzımdır. Makam, mevkı kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur. İnsanın, hevâ ve arzularına uyması, kendisine büyük bir zulümdür. Farzları yapmak gibi tâat(Allah’ın beğendiği ameller) yoktur. Günahı…

“Her şey bir yaratıcı olmadan oluşur” derdi Bizans doktoru..

Sırrı mukaddes kılınsın Evliyânın büyüklerinden olan Ahmed bin Harb’in rahmetullahi aleyh zamanında bir gün şöyle bir hadise vuku bulmuştur; Bizanslılar devrinde, İstanbul’da bir doktor yaşıyordu. Hiçbir dîne inanmadığı gibi, Allahü teâlânın varlığını da inkâr ediyor ve; “Her şey kendi kendine var olmuştur.” diyordu. Âlemin bir yaratıcısı olduğunu kabûl etmiyordu. Mesleğinde mütehassıs(uzman) olup, sorulan her soruya…

En şiddetli günah nedir? diye soruldu, şöyle cevap verdi; “Bir günahın, günah olduğunu bilmemektir.”

Sırrı mukaddes kılınsın Ahmed bin Âsım, Tebe-i tâbiîn(Peygamber Efendimizi sallallahu aleyhi ve sellem görenler, aynı zamanda iman edenler ile tanışanlardan) neslinden olup evliyanın meşhurlarındandır. Ahmed bin Âsım rahmetullahi aleyh sohbetlerinde sorulan sorulardan bazılarına şu şekilde cevap vermişlerdir; “Allahü teâlâya kendisiyle yakın olabileceğimiz en üstün şey nedir?” diye sordular: “Kibir, riyâ, haset (çekememezlik), gıybet, kin, kızma,…

“Dünyâyı (hakiki manasıyla)öğrenen ondan soğur(uzaklaşır), âhireti öğrenen ona ısınır(ona hazırlık yapar). Hak teâlâyı tanıyan, O’nun rızâsını tercih eder.” Ahmed bin Ebü’l-Havârî sırrı mukaddes kılınsın

“Çok günah ve dünyâ sevgisiyle hastalanan kalplerinizi, dünyâdan soğuyarak(aşırılıktan ve bağlılıktan uzak durarak) ve günahları terk ederek tedâvî ediniz.” “Kalbinde bir katılaşma gördüğünde, sâlihlerle(Allah’ı ve İslamı anlatan) sohbet et(onların sohbetlerini-hayatlarını dinle/oku), onlarla bulun, yemeği azalt, nefsinin isteklerini yapma ve onu sıkıntılara alıştır.”(sıkıntılar nefsi terbiye edicidir) “Bir konuda tereddütte kalıp doğrusunu kestiremediğiniz vakit, nefsin(kendi isteğinize-arzunuza-duygularınıza) arzusuna…