İlmin kapısı olan Hz. Ali bin Ebu Talib’in bir sözü üzerine

Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere karşı sabır ve tahammül et, Onları hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir düşmanlık besleme, hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme, Bu suretle hareket edersen en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “insan-ı kamil yani Allah’ın her mertebedeki tecellilerine mazhar olan insan ” mertebesine erersin.   Allah’ın selamı, rızası, sonsuz…

“Ey iman edenler!(bana itaat edenler ve gönderdiğim kitaplarıma, peygamberlerime inananlar)Sizden öncekilere farz(yapılması kat’î ve açık delillerle emredilen)olduğu gibi, size de oruç farz (kesin)oldu.Çünkü oruç(hakiki manada oruç tutan) ile kötü olan her şeyden (günah ve cehennem) sakınır ve sakındırılırsınız.” (Bakara suresi, 183.ayet) Allah Azze ve Celle

Rabbimiz, Bakara suresindeki  “Sizden önceki ümmetlere (insanlara) farz olduğu gibi” geçen ayetinde bunların en evveli Hz. Adem’den aleyhisselam itibaren bahsetmektedir ve bu oruç bahsini Hz. Ali (Allah ondan razı olsun), şöyle nakletmiştir; Bir gün Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem yanına gittim selam verdim, selamımı aldı ve şöyle buyurdu; -Ya Ali, Cebrail burada, sana selam veriyor…

“Allahü Teala’nın arş civarında bir yeri vardır, adı Haziret-ül Kuds” Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Hz. Ali (Allah ondan razı olsun), Hz. Ömer’in(Allah ondan razı olsun) teravih namazını, kendisinden duyduğu bir hadis-i şerif ile nasıl gelenek haline getirdiğini şöyle nakleder ; Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu ; Allahü Teala’nın arş civarında bir yeri vardır, oranın adına Haziret-ül Kuds denir. Orası nurdandır, orada o kadar çok melek vardır ki,…

Allah’ım haramlarından uzaklaştır, helal olana kanaat ettir. Lütfunla beni kimseye muhtaç etme.

Hz. Ali’den radıyallahu anh rivâyete göre, sözleşmeye bağlı bir köle: “Sözleşme bedelini ödemekten aciz kaldım bana yardım et” dedi. Hz. Ali de radıyallahu anh, şu karşılığı verdi: “Dikkat et! Rasûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem, bana öğretmiş olduğu bazı duâları sana öğreteyim, Sebîr dağı kadar bile borcun olsa, Allah onu sana kolayca ödettirir. Şöyle duâ et; “Allah’ım…

“Sapasağlam bir genç olsun da, utanmadan dilencilik yapsın, olacak şey değil!” diye düşündüm… Abdullah Mürteiş sırrı mukaddes kılınsın

Evliyanın büyüklerinden olan Abdullah Mürteiş rahmetullahi aleyh, tasavvuf yoluna girip bu yolda ilerlemesini ve buna sebep olan ibret verici hâdiseyi şöyle anlatmıştır; Babam, bulunduğumuz yerin ileri gelenlerinden idi. Bir gün evimizin önünde otururken yanıma bir genç geldi. Sırtında hırka, başında eski bir külâh vardı. Fasîh(düzgün), açık bir lisân ile benden bir şey istedi. Ben; “Sapasağlam…

“Allahü teâlâ’ya ilimsiz ibâdet eden kimse, değirmene bağlı merkep gibidir. Gün boyunca yürür, fakat hep aynı yerindedir” Meleklerin, onun simasını takındığı Hz.Ali radıyallahu anh

İlim, Allahü Teala’nın yaratma kanunlarıdır. Evliyanın büyüklerinden Abdullah-ı İsfehani rahmetullahi aleyh, şöyle buyurmuşlardır ; İlmi, ibâdete zarar gelmemesi için taleb ediniz. İbâdeti de, ilme zarar gelmemesi için isteyiniz. Kulun hakkı, ancak bu ikisiyle meşgûl olmasıdır (İnsan, idrak ettiği yaş itibariyle, bu ikisi ile meşgul olmalıdır). Akıllı kimse îmânını korumak için, Allahü teâlâ’nın emir ve yasaklarında…

O ki, üç güzel insanın müjdelediği Abdullah-ı Dehlevi sırrı mukaddes kılınsın

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun; Abdullah-ı Dehlevi Hindistan evliyasından olup, Silsile-i aliyye(dereceleri yüksek olan) denilen büyük alimlerdendir. Abdullah-ı Dehlevi’nin babasının rüyâsında Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) ona şöyle dedi; “Ey Abdüllatîf! Allahü teâlâ sana bir oğul ihsân edecek, o ilerde büyük bir zât olacak. Ona bizim ismimizi koyarsın.” Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri…

dedi ki; bu söz Allah’ın kendi nefsi için seçtiği, hoşlandığı ve söylenmesini istediği sözdür .

Hz. Ömer radıyallahu anh/ Allah ondan razı olsun, bir gün Hz. Ali’ye radıyallahu anh; «Biz, Lâ ilahe illallah, Sübhânallah ve Allahü Ekber lafızlarının mânâsını biliyoruz, Elhamdülillah lafzının söylenmesinin hikmeti nedir?» Hz. Ali radyallahu anh ise şöyle buyurdu: «Elhamdülillah, Allah’ın kendi nefsi için seçtiği, hoşlandığı ve söylenmesini istediği sözdür.»   Kaynak : İbn-i Kesir Ebü’l-Fidâ (Allah’ın selamı rahmeti ve…

“… ikisi Cehennem’de, biri Cennet’tedir..” Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, hüküm ile ilgili şöyle buyurmuştur ; “Hüküm verme, hakimlik üç çeşittir; ikisi Cehennem’de biri Cennet’tedir. Bir hâkim ki bilerek, haksız yere hüküm verir bu Cehennemliktir. Bir hâkim ki delil ve belgeleri araştırmaksızın insanların haklarını bilgisiz ve cahilliğinden dolayı gasb eder ki bu da Cehennemliktir. Bir hâkim ki hak ve adaletle…

“Cebrail’in aleyhisselam tabiriyle, bu sekine-i kudsiye olan İsm-i Azam’ı, Cenab-ı Hakk, ona hediye eder..” Bediüzzaman Said Nursi rahmetullahi aleyh

Kim inayet-i ilahiye’ye( Allah’ın yardımına) mazhar ise, bu sekine-i kudsiye olan İsm-i Azam’ı Cenabı Hakk ona hediye eder. Onunla o zamanın şer ve fitnelerinden kurtulur. Kim saadete mazhar ise, o İsm-i Azam onun boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde olur. Allahuekber (10 def’a) Bismillahirrrahmanirrahim Bu dua 19 def’a okunur 1.O, tek ve bir olan Ferd’dir, hayatı…