Namaz kılmayan birinin, Cehennemin derinliğini bilmesi, sonunu öğrenmesi ile doğru orantılıdır; bir kaya düşünün ki cehennemin kenarından aşağıya doğru yuvarlandığında 70 sene geçmesine rağmen yine de dibine ulaşamaz.

Ahiret, insan için bir hazine kadar değerli(olmalı). “Yaşam ile ölüm arasında ince bir çizgi vardır” denir. Dünyadaki yaşam geçici ve tükenici, öldükten sonraki yaşam olan ahiret ise sonsuzdur. İnsan aklı, ölüm kendisine gelmeyecek gibi sonsuza daha yatkındır. İnsanın emelleri(hedefleri-amaçları) ve idealleri, onun aklındaki dünya sonsuzuna yöneliktir. Fakat gerçek olan sonsuzluk ahirettedir ve ahireti düşünmeyen, ona…

“İnsanlar zâlimi ve zulmünü görüp de onu zulümden el çektirmezlerse, Allah’ın onların hepsinin başına bir ceza indirmesi çok yakındır” Bütün peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

2168. Hadis – Ebû Bekir es Sıddik’den radıyallahu anh/Allah ondan razı olsun, rivâyete göre, şöyle demiştir; “Ey insanlar; Sizler sadece kendinizden sorumlusunuz, eğer siz doğru yolda iseniz sapıklığa(doğru yoldan ayrılanlar) düşenler size hiçbir zarar veremezler.” Maide 105. ayetini okuyorsunuz, halbuki ben Rasûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanlar zâlimi ve zulmünü görüp de…

Şeytan, önceden belirlediği amacına ulaşmak için, yolların ve yöntemlerin tümünü, insanın üzerinde uygulayacaktır.

Şeytan, kendisini insandan üstün görmekle birlikte aynı zamanda insanın düşmanıdır ve bu şekilde insanlara karşı harekete geçmektedir. (Şeytan yemin ederek)Andolsun eğer beni(cezalandırmadan) kıyamete kadar ertelersen, onun(Hz. Adem’in) soyunu(insanları), pek azı hariç, (Allah’ın emir ve yasaklarına itaat etmemelerini sağlayıp) kontrolüm altına alacağım. ﴾İsra suresi, 62.ayet﴿  İnsan, hem nefsini(kendinin istek ve arzularını) hem de şeytanı bilirse(tanırsa ve dikkatli…

En güzel işiten, nasihatleri(öğüdü) dinleyip ondan yararlanandır.

Öğüdün size ulaşmasını engelleyen, gurur perdesidir.Gurur ve bencillik kalkmadıkça öğüt etkili olmaz. Çünkü insan yine istek ve arzularına göre hareket eder. Zira insan, cahil olduğu müddetçe mazeret gösterebilir. O mazeretler bazen çok şaşırtıcı ve gereksiz saçmalıklardan ibarettir. Vakit değerlidir ama insan mazeret sunmak isterse, ertelemekle ancak kendisini oyalar. Nasihat edeni değil. Dünya, nimetlerinin devamı bulunmayan,…

İnsan, ihtiyaçları olan bir varlıktır. Evet kul, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra duâ ederse, Allah Teâlâ kanunlarına uyan herkese lütfettiği hazînelerini ona da verir.

Allah Teâlâ zâtı bakımından her şeye yakındır. Çünkü her şey, O’nun tarafından varedilmiştir. Biz biliyoruz ki; amelî hükümler (amel, insana dair bütün eylemleri/fiilleri kapsar), îmânı kuvvetlendirmek ve nefsi islâh etmek için meşru kılınmıştır. Onlar bilmelidirler ki, Allah Tealâ kendilerine(kullarına) pek yakındır. O’nunla kendileri arasında duâ ve ibâdetlerini Allah’a iletecek bir aracı ve şefaatçi yoktur. Allah…

Sanatı icra eden bir sanatçı olmak zorundadır. Yaratan Allah’tır, yarattığı sanatlı eserlerinden her birinde açıkca görünmektedir.

(Fotoğraf: Devin Brown) Bir su damlası kurutma sürecinde olduğunda, işte böyle görünür. Yukarıdaki görüntü, Georgia Tech’in araştırmacısı Devin Brown tarafından yanlışlıkla laboratuardaki bir silikon çipin üzerine düşen bir su damlasının aldığı bir mikrograftır (mikroskoptan alınan bir görüntü). Çip üzerinde mikroskobik desenler yapmak için elektron ışını kullanan Brown, fotoğrafı 10x büyütmede çekti. “Blue Sun Flower” başlıklı…

Teknoloji, insanlar tarafından yine insanlar için yaşamı kolaylaştırmak adına geliştirilen bir bilimdir.

Fakat insanların teknolojik olarak ilerlemelerinin ve geliştirmelerinin bir sınırı vardır. Hiçbir insan, dünyanın koruyucu kalkanı olan manyetosferi üretemez. Öyle bir teknoloji olması gerekir ki koruyucu kalkan, güneş rüzgârının Dünya’nın manyetik alanı ile doğru orantılı olsun ki kalkan bu şekilde etkileşimi ile oluşur. Bu şekil, Dünya’nın güneş rüzgârıyla tamponlandığı için sürekli değişen manyetik alanın şeklini ve…

Allah, her şeyi bir denge üzerine yaratmıştır.

Adl kökünden masdar olup klasik sözlüklerde “iki aşırı tutum ve davranış arasındaki orta hal” şeklinde tanımlanan i‘tidâl bu genel tanım çerçevesinde “orta halde bulunma, ölçülü ve ılımlı olma, soğukkanlılık, denge, düzgünlük, doğruluk” şeklinde açıklanmıştır; ayrıca adâlet kelimesinin bir anlamının da “itidal ve istikamet” olduğu belirtilir. İnsanın kişiliğine olan etkisini de ifade eder. Bazı âyetlerde ahlâkî…