“Şayet, yere ve semalara konuşma izni verilecek olsa, ilk olarak ramazan ayında oruç tutanlara cennet müjdesi verirlerdi. “Allah’ın hidayetinin güneşi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adına(Bismillahirrahmanirrahim) Bütün güzel övgüler, şükürler, senalar, takdisler Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsus’tur.(Elhamdülillahi Rabbil Alemin) Allah’tan başka yaratıcı ilah yoktur. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem onun kulu ve elçisidir. (La ilahe illallah, Muhammedün resulullah) “Ey iman edenler ! (bana itaat edenler ve gönderdiğim kitaplarıma ve peygamberlerime inananlar),Sizden öncekilere farz (yapılması…

Başlarında ise, heybetli ve nûrânî, mübârek bir zât, elinde iki ağızlı kılıç..

Evliyânın önderlerinden, İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan Abdülhâlık Goncdüvânî’nin rahmetullahi aleyh, bir gün huzûruna gelen bir kimse; “Eğer Allahü teâlâ beni Cennet ile Cehennem arasında muhayyer kılsa, ben Cehennemi seçerim. Zîrâ bütün ömrümde nefsimin arzusu üzerine amel etmedim. O halde Cennet nefsin murâdıdır. Cehennem ise, Allahü teâlânın murâdıdır.” dedi. Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleri bu sözü red ederek:…

İslam, bazı insanların düşündüklerinin aksine, iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar

İyilik ve kötülük, yaşamın her yönüyle/her konuda, içinde olan bir husustur. Her şey, ancak zıddı ile bilinir, ehemmiyeti anlaşılır ve kıymet bilinir. İnsanların bazı davranışlarına rağmen, çok merhametli ve çok bağışlayıcı olan Allah, belki günah ve hatalarından, yanlışlarından pişman olurlar ve bana yönelirler diye(ki bu pişmanlık kalpte başlarsa bile geçerlidir) hemen cezalandırmaz, bekler, kullarına yine…

“Kurtuluş için, hürriyet ve iffete dikkat edin.” Abdülhakîm Hüseynî rahmetullahi aleyh

Abdülhakîm Hüseynî, gittiği yerlerde hem talebe okutup ilim öğretti, hem de sohbetleriyle insanlara dünyâda ve âhirette mutlu olmanın yollarını gösterdi. Talebelerinden birisinin; “Canım Gavs’a kurbân olsun! Bize öyle bir nasîhatte bulununuz ki dünyâ ve âhirette bizim kurtuluşumuza vesîle olsun.” dedi. Abdülhakîm Hüseynî Efendi; “Kurtuluş için hürriyet ve iffete dikkat edin.” buyurdu. Talebesi; “Efendim hürriyet ve…

Ruh hastalıklarının sebebi, îmân eksikliğidir.

Kur’ân-ı kerîm şifâdır. Fakat şifâ, suyun geldiği boruya tâbidir. Pis borudan şifâ gelmez. Gerçek kerâmet, kerâmetin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velînin irâde ve ihtiyârı ile değildir. İlâhî hikmet öyle gerektiriyor demektir. Allahü teâlâ sırrını eminine verir. Bilen söylemez, söyleyen bilmez. Ahmaklık, hatâda ısrar etmektir. Hak’tan ve Hak yolundan başka her ne düşünülürse(bağımlı olunursa), hepsi ayrılık…

“Azîzim, nasîhatimi can kulağı ile dinle” Abdülehad Serhendî rahmetullahi aleyh

Allahü teâlâ, her an, hâzır ve nâzırdır, Her işini görmekte, her yaptığını bilmektedir. O hâlde bilerek, anlayarak söyle, Bilerek anlayarak dinle, Bilerek anlayarak iş yap, Bunu bilerek dur, Bunu bilerek yürü, öyle ol ki, yarın mahcûb olmayasın. Allahü teâlâ mahşer yerinde, herkese amelini gösterecektir. Hareketlerinden, hareketsizliklerinden, yaptıklarından ve söylediklerinden herkes hesap verecektir. İşin esâsını düşünmelidir. Azîzim!…

“Bütün hareketlerinizde ölçülü olun” Abdülaziz Dirini rahmetullahi aleyh

Mısır evliyasından olan Abdülazîz Dîrînî rahmetullahi aleyh, duâlarında Allahü teâlâya şöyle münâcâtta bulunurdu: “İlâhî! İhsân ve ikrâm ederek bize kendini tanıttın. Nîmetlerin deryâsına bizleri daldırıp garkettin(bolluk içinde yaşattın). Her an nîmetlerin deryâsında yüzmekte, onlardan istifâde etmekteyiz. Bizleri râzı olduğun, beğendiğin yer olan Cennetine dâvet ettin. Seni hatırlamak, emirlerini yapmak sebebiyle, bizlere sonsuz nîmetler hazırladın, ihsân…

“Âlimleri hafife alanların âhireti yıkılır” Abdullah bin Mübarek rahmetullahi aleyh

Tebe-i tâbiînin(Peygamberimizi sallallahü aleyhi ve sellem görenlerin sohbetinde yetişti) büyüklerinden, hadîs, fıkıh âlimi, mücâhid ve zâhid olan Abdullah bin Mübârek şöyle nasihatlerde bulunmuştur. Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz. İlmin evveli niyet, sonra anlamak, sonra yapmak, sonra muhâfaza, sonra…

“Biz isteyince Allah-ü teâlâ’nın izniyle şu oturduğumuz seccâde’nin altında, birinden gümüş, diğerinden altın akan iki çeşme ortaya çıkar!” Abdullah bin Abdülazîz sırrı mukaddes kılınsın

Şeyh Muhammed bin Ebi’l-Fadl rahmetullahi aleyh anlatır. Zamânın sultânı Îsâ, bir gün Abdullah bin Abdülazîz rahmetullahi aleyh(Evliyâ’nın büyüklerinden) hazretlerinin huzûruna gelip; -Efendim! Bize duâ ve nasîhat ediniz.” deyince; -Ey Sultan! Zulümden, kötülüklerden, düşman olmaktan sakın. Babanda bu haller görülmüştü. Sen öyle olma!” dedi. Bu sultan da, insanlara âdil davranmıyordu. Bu bakımdan, söylenilen sözlere kulak asmadan…