“Ey meleklerim, sizi şahit tutuyorum. Kullarımın, ramazan ayında tuttukları orucun ve kıldıkları namazın sevabı, rızam ve mağfiretim olsun.” Doğru söz sahibi Allah Azze ve Celle

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur; Bayram gecesi olduğu zaman, bu geceye “Mükafat” gecesi adı verilir. O gecenin sabahında, melekler Allah’ın emri ile yere inerler. O melekler yeryüzüne indikten sonra şöyle seslenirler; “Ey Muhammed ümmeti, ikram sahibi Rabbınıza gelin. Bol bol ihsanlar edecek, büyük günahları bağışlayacak.” Bu sesi, insanlar ve cinler hariç, Allah’ın yarattıklarının…

Onun hâlini ve durumunu anlayamayanlar, kendisine ahmak derlerdi. Halbuki o, zamanında bulunanlar için, Allahü teâlâ’nın bir rahmetiydi.

Endülüs’ün İşbîliyye şehrinde yetişen hanım velîlerden olan Fâtıma binti Müsennâ rahmetullahi aleyh, her an Allahü teâlâyı düşünürdü. Hep O’nu hatırlardı. “Ente, ente (Sensin, sensin), senden başka her şey boştur.” derdi. Onun hâlini ve durumunu anlayamayanlar, kendisine ahmak derlerdi. Hakkında böyle uygunsuz şeyler söylendiğini haber alınca; “Asıl ahmak, Rabbini tanımayanlardır.” buyururdu. Fâtıma binti Müsennâ rahmetullahi aleyh,…

“O’nun heybet ve celâli karşısında dehşete düşmüş, yere bakarken, arkamdan bir kimse yavaş yavaş sağ tarafıma yanaştı.” Abdülhakim Arvasi sırrı mukaddes kılınsın

Ruh bilgilerinin, tasavvuf ilminin mütehassısı(uzman), son asır âlim ve velîlerinden olan Abdülhakim Arvasi rahmetullahi aleyh, Nehrî’de gördüğü bir rüyâ üzerine tahsîline daha büyük ehemmiyet verdi. Bu rüyâyı şöyle anlatmaktadır; Nehrî isimli kasabada din ve fen ilimleri üzerine tahsil görüyordum. Ramazan ayını âilemle birlikte geçirmek üzere memleketime döndüm. Henüz ilk mektep kitaplarını tahsîl ettiğim zamanlardı. Ramazan ayının…

“Yâ Sâmi! Bu senin mürşidin, hocandır.” Allah’ın rahmani sırlarının tecelligahı Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Anadolu’da yetişen mutasavvıflardan olan Abdurrahman Sami Niyazi efendi rahmetullahi aleyh(Allah ona rahmet etsin), bir Ramazân gecesi rüyâsında Resûlullah efendimizi sallallahu aleyhi ve sellem gördü. Resûlullah efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yanında bulunan zâtı göstererek; “Yâ Sâmi! Bu senin mürşidin, hocandır. Sen vapura bin ve denize açıl. Vapur hangi iskelede durursa orada in. Hocanı orada bulacaksın.”…

“Ey kullarım! Siz dünyâda iken enbiyâ kabirlerini ve evliyâyı ziyâret etmekten hoşlanırdınız. Şimdi size izin veriyorum Cennet’teki enbiyâ ve evliyâ makamlarını dolaşın.” Salih kulların, O’nun cemalini görmeye hasret ettiği, her noksanlıktan münezzeh olan Allah

Meşhûr velîlerden olan Hasan bin Muhammed bin Behâ sırrı mukaddes kılınsın, enbiyâ ve evliyâ kabirlerini çok ziyâret ederdi. Bu sebeple evliyâ türbelerinin çok bulunduğu bir yer olan Bağdat’a iki defâ gitti. Bir defâsında şöyle demiştir: “Allahü teâlâ Cennet’te bâzı kullarına lutfedip; “Ey kullarım! Siz dünyâda iken enbiyâ kabirlerini ve evliyâyı ziyâret etmekten hoşlanırdınız. Şimdi size…

“Yâ Eyyûb! Allahü teâlâ kıyâmet gününde; Sana Mısır’ı verdim, oraya sultan yaptım. Sen ise, hükmün altındaki topraklarda içki satılmasına müsâade ettin, dediğinde halin ne olur?” Âlimlerin sultânı İzzeddîn bin Abdüsselâm rahmetullahi aleyh

Mısır’daki Evliyânın büyüklerinden ve Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi olan İzzeddîn bin Abdüsselâm rahmetullahi aleyh, bir bayram günü , sultanla bayramlaşmak üzere saraya gitti. Saraya girince, bütün herkesin sultanla bayramlaşmak için hazır bulunduğunu, âmirlerin ve ulemânın, sultanın önünde yerlere kadar eğildiğini gördü. İzzeddîn bin Abdüsselâm, sultânı, bir tâzim kelimesi olmadan ismi ile çağırarak; “Yâ Eyyûb! Allahü…

“Kâdı’nın evine yaklaştığımızda, beyaz sakallı, heybetli bir zât gördük. Elinde öyle bir kılıç vardı ki, kime sallasa başını gövdesinden ayırıyordu.”

Hindistan evliyâsının büyüklerinden olan (Muhammed Sibgatullah) Kayyûm-i Zaman rahmetullahi aleyh, Emk beldesinde, o memleketin kâdı’sının evinde misâfir bulunuyordu. O sırada kâdı evde yoktu. Ramazân-ı şerîf ayı idi. Terâvih namazı kılınıyordu. Âniden şehirde bir gürültü ve büyük bir karışıklık meydana geldi. Bu karışıklık ve kavga sesleri, şehrin kâdı’sının evine yâni Kayyûm-i Zaman’ın bulunduğu yere doğru yaklaşıyordu….

Abdülkadir-i Geylani rahmetullahi aleyh, doğduktan sonra yüksek hâlleri ile dikkatleri çekti. Ramazân-ı şerîfte gün boyunca süt emmez, iftâr olunca emerdi.

Ramazân-ı şerîfte bir gün, ayrı ayrı yetmiş kişi, birbirinden habersiz, Gavs-ül-a’zamı(Abdülkadir-i Geylani) iftâra dâvet etti. Her biri kendi evini şereflendirmek, bereketlendirmek istiyordu. Her birinin dâvetini kabûl etti, aynı anda dâvet edenlerin evlerinde iftarda bulundu, onlarla birlikte yemek yedi. Bu haber, bu büyük ve akıllara sığmaz kerâmet, bir anda Bağdat’a yayıldı. Huzûrunda hizmet eden hizmetçilerden biri,…

“Allahü Teala’nın arş civarında bir yeri vardır, adı Haziret-ül Kuds” Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Hz. Ali (Allah ondan razı olsun), Hz. Ömer’in(Allah ondan razı olsun) teravih namazını, kendisinden duyduğu bir hadis-i şerif ile nasıl gelenek haline getirdiğini şöyle nakleder ; Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu ; Allahü Teala’nın arş civarında bir yeri vardır, oranın adına Haziret-ül Kuds denir. Orası nurdandır, orada o kadar çok melek vardır ki,…