İffet, özgürlüğün anahtarıdır.

Özgür olmak isteyen kişinin öncelikle esaret altında olduğu tutkularının baskısından kurtulması gerekir. İbn Miskeveyh, iffet erdemini kazanmış insanın, tutkularına köle olmaktan kurtulup özgürleşeceğini belirtir. Sözlükte “haramdan uzak durmak, güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak” anlamında olan ‘İFFET’, en önemli erdemdir. “Yeme- içme ve cinsî arzu konusunda ölçülü olmak, aşırı istekleri bastırıp dinin ve aklın buyruğu…

Bir nasihat üzerine…

“Dünyâ sevgisinden sakın. Zîrâ sirke saf balı bozduğu gibi dünyâ sevgisi de sâlih ve iyi amellerini bozar. Yetimlere şefkat, ihtiyacı olana elbise giydirmekle merhamet, açları doyurmakla himâye, garipleri zayıfları ikrâm ile korumak âdetin olsun. Bu işlerin Allahü teâlâ katında kaybolmaz. Zikre, Allahü teâlâyı anıp, hatırlamaya devâm et. Bir an bile Allahü teâlâdan gâfil olma, O’nu…

Sabredemediğimiz şeylerin iç yüzü vardır

İç yüz; Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyeti anlamındadır. “Beklemesini bilenin, bazı şeyler ayağına gelir” demiştir Honoré de Balzac “Kim sabrederse rızkı gelir ona. Aşırı hırsla çalışma ve çabalama sabırsızlıktır. Mademki rızkı taksim eden O’dur(Allah), o halde şikâyet küfürdür. Sabır gerekir. Sabır, genişliğe ulaşmanın anahtarıdır. Padişah(Allah) köleye(kul’a) şikayet edilir mi?…

Dünyada bazı şeyler değişebilir..

Ve biz buna hazırlıksız olarak yakalanırsak, kimimiz sıkıntılar yaşar, kimimiz kaybedenlerden olur, kimimiz içinse çok geç olabilir. Yanlış yönlendirilme ile kör uçuş yapmak risklidir. Eğilimlerimizi(yönelimlerimizi) bunun için gözden geçirmeliyiz. Biz de değişmeliyiz ama iyi ve hayır yönünde.. Bir beşer ve yaratılan insan olarak cüzi(kendi) irademizle planlar yapabiliriz fakat iradesi her şeyin üzerinde ve mutlak güç sahibi…

“Allahü teâlâya dön(ibadet,dua ve zikir ile) ve netîceyi sabırla bekle. Ümidin kırılmasın, îtimâdın sarsılmasın. Çünkü gelen belânın altında ne gibi hayırların yattığını o anda idrak edemezsin.” demişti bir zamanlar velîlerin beşincisi olan Bâyezîd-i Bistâmî sırrı mukaddes kılınsın

Evliyânın büyüklerinden olan Bündâr bin Hüseyin Şirazi sırrı mukaddes kılınsın buyurmuştur ki ; “Zamânın belâ ve musîbetleri, beni terbiye etmiştir. Nasîhat, ancak akıllı olan içindir. Ben acıyı, tatlıyı, hepsini tattım. Yiğidin hayâtı çilelidir. Bütün çile ve nîmetlerden, olmuştur benim mutlaka nasîbim.” Tasavvuf büyüklerinden velî ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlim olan Ebû Abdullah Merrakûş rahmetullahi aleyh,…

Hak, şerleri hayır eyler..

Sen hakka tevekkül(güven-dayan) kıl Tefviz et(işlerini Allah’a havale et-bırak) ve rahat bul Sabır eyle ve razı ol(kazaya yani sonuca) Mevla görelim ne eyler Ne eylerse güzel eyler   Kaynak : Marifetname /Tefvizname/ Erzurumlu İbrahim Hakkı (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun)    

Biraz tefekkür, biraz lezzet ve şükür..

Lâkin bu gün kötülük yapan insanlar çoğalıyor, Helâl haram demeden yaşıyor, İnsanlar arasında ne sevgi, ne de muhabbet samimi değil, sahte.. Arkasından başka, yüzüne bambaşka, Çirkin olan haramlar ise moda ve âdet yerine geçti, Belâlar karşısında, tevekkül ve sabır yok, kimi intihar ediyor, kimileri ise isyan.. Allah’ın takdirine, ne tevekkül ne de rızâ var, İslam…

O ki bir zamanlar Hz. Hızır’ın aleyhisselâm rüyada şu şekilde söylediğidir “Her kim dünyâda kurtuluşa ermek ve (ahirette)saâdete kavuşmak isterse, Şeyh Abdülkâdir’in meclisine devâm etsin!”

Çok sabırlı idi. Talebelerinin suallerini kızmadan cevaplandırır, dersi geç anlayanlara sabırla anlatırdı. Ubey isminde, anlatılanları zor kavrayan bir talebe vardı. Bir gün ders sırasında İbn-üs-Semhal isminde bir zât gelmişti. Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin onun dersi geç anlamasına karşı gösterdiği tahammüle hayran kaldı. O talebe dersini alıp çıktıktan sonra, gösterdiği sabra hayret ettiğini söyleyince, Abdülkâdir Geylânî hazretleri;…