İnsan, ihtiyaçları olan bir varlıktır. Evet kul, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra duâ ederse, Allah Teâlâ kanunlarına uyan herkese lütfettiği hazînelerini ona da verir.

Allah Teâlâ zâtı bakımından her şeye yakındır. Çünkü her şey, O’nun tarafından varedilmiştir. Biz biliyoruz ki; amelî hükümler (amel, insana dair bütün eylemleri/fiilleri kapsar), îmânı kuvvetlendirmek ve nefsi islâh etmek için meşru kılınmıştır. Onlar bilmelidirler ki, Allah Tealâ kendilerine(kullarına) pek yakındır. O’nunla kendileri arasında duâ ve ibâdetlerini Allah’a iletecek bir aracı ve şefaatçi yoktur. Allah…

“Karanlıktaysan, gölgen bile seni yalnız bırakır” diye bir söz vardır..

Ancak biz, Allah’ın kullarıyız Buna tam olarak inanan ise Allah’ın kendisi ile her nerede ve ne şartlarda olursa olsun, onunla beraber olduğunu ve yalnız bırakmadığı bilir. Allahü Teala, dua eden ve onu anıp(zikreden), kendisinden yardım isteyenin halini görür ve işitir.  Allah, kullarına yine kulları ile yardım eder. Yeter ki o insan Allah’a dua etsin, O’ndan…

Biraz tefekkür, biraz lezzet ve şükür..

Lâkin bu gün kötülük yapan insanlar çoğalıyor, Helâl haram demeden yaşıyor, İnsanlar arasında ne sevgi, ne de muhabbet samimi değil, sahte.. Arkasından başka, yüzüne bambaşka, Çirkin olan haramlar ise moda ve âdet yerine geçti, Belâlar karşısında, tevekkül ve sabır yok, kimi intihar ediyor, kimileri ise isyan.. Allah’ın takdirine, ne tevekkül ne de rızâ var, İslam…

“Ey insanoğlu! Zamana bir bak! Benim rızam için her şeyden geçip de kendisini aziz etmediğim, bana güvendiği için kafi gelmediğim kimse var mı?” Alemlerin Rabbi olan Allah Azze ve Celle

(Şanlıurfa/ Hz. İbrahim’in aleyhisselam mancınığa gerildiği yer) Allah, her sözü doğru olandır.  Hz. İbrahim aleyhisselam, Nemrud tarafından yakılmak üzere ateşe atıldığında “Ey ateş! İbrahim’e serin ol(yakma)” diye emir buyurarak kurtaran ve muhafaza eden Allah’tır. Çünkü Hz. İbrahim aleyhisselam Rabbine tevekkül(ona güvenip dayanmıştı) etmişti. Allah’ın kendisini aziz edip, kafi geldiği kullarından biri olan Hz. İbrahim’in aleyhisselam…

Ehlullah, istişare(danışma) hakkında ne söylemişlerdir?

Ahmed bin Âsım Antâkî’ye rahmetullahi aleyh; “İstişâre (danışma) husûsunda ne dersin?” dedikleri zaman; “Emin, îtimâd edebilecek kimseden başkasına güvenme!” cevâbını vermiştir. “İstişarede(yani size bir şey danışıldığında nasıl davranmanız gerekir) söylenen söz, nasîhat hakkında ne tavsiye buyurursunuz?” diye sorulunca: “Söyleyeceğiniz sözü önce kendi(nize danışarak ve empati yaparak) nefsinize tatbik(araştırın-düşünün) edin, bu takdirde(onun yerinde olsaydınız ne yapardınız),…

Nasıl ki bazı teknolojiler ve yapılar şartlara uygun tasarlanmış ve yapılmıştır, insan da şartlara uygun yaratılmıştır.

Biz insanı, sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık. ﴾Beled suresi, 4.ayet﴿ O vakit sen de bil ki, yaşadığın sorunları aşamayacak bir insan değilsin. Gayret et, sabret ve Allah’tan yardım dile çünkü biz ancak ondan yardım dileriz. Şunu da unutma ve aklında tut; Allah kullarına yine kulları ile yardım eder. Allah…

O ki bir zamanlar Hz. Hızır’ın aleyhisselâm rüyada şu şekilde söylediğidir “Her kim dünyâda kurtuluşa ermek ve (ahirette)saâdete kavuşmak isterse, Şeyh Abdülkâdir’in meclisine devâm etsin!”

Çok sabırlı idi. Talebelerinin suallerini kızmadan cevaplandırır, dersi geç anlayanlara sabırla anlatırdı. Ubey isminde, anlatılanları zor kavrayan bir talebe vardı. Bir gün ders sırasında İbn-üs-Semhal isminde bir zât gelmişti. Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin onun dersi geç anlamasına karşı gösterdiği tahammüle hayran kaldı. O talebe dersini alıp çıktıktan sonra, gösterdiği sabra hayret ettiğini söyleyince, Abdülkâdir Geylânî hazretleri;…