Namaz kılmayan birinin, Cehennemin derinliğini bilmesi, sonunu öğrenmesi ile doğru orantılıdır; bir kaya düşünün ki cehennemin kenarından aşağıya doğru yuvarlandığında 70 sene geçmesine rağmen yine de dibine ulaşamaz.

Ahiret, insan için bir hazine kadar değerli(olmalı). “Yaşam ile ölüm arasında ince bir çizgi vardır” denir. Dünyadaki yaşam geçici ve tükenici, öldükten sonraki yaşam olan ahiret ise sonsuzdur. İnsan aklı, ölüm kendisine gelmeyecek gibi sonsuza daha yatkındır. İnsanın emelleri(hedefleri-amaçları) ve idealleri, onun aklındaki dünya sonsuzuna yöneliktir. Fakat gerçek olan sonsuzluk ahirettedir ve ahireti düşünmeyen, ona…

En güzel işiten, nasihatleri(öğüdü) dinleyip ondan yararlanandır.

Öğüdün size ulaşmasını engelleyen, gurur perdesidir.Gurur ve bencillik kalkmadıkça öğüt etkili olmaz. Çünkü insan yine istek ve arzularına göre hareket eder. Zira insan, cahil olduğu müddetçe mazeret gösterebilir. O mazeretler bazen çok şaşırtıcı ve gereksiz saçmalıklardan ibarettir. Vakit değerlidir ama insan mazeret sunmak isterse, ertelemekle ancak kendisini oyalar. Nasihat edeni değil. Dünya, nimetlerinin devamı bulunmayan,…

“İnsan yalnızca farkına vardığı şeylerden sorumlu olsaydı, akılsız aptallar her türlü hatadan peşin peşin arınmış olurlardı” demiştir Milan Kundera

Ancak azizim, insan bilmekle yükümlüdür. İnsan bilgisizliğinden sorumludur. Bilgisizlik bir hatadır. Nasıl ki günümüzde insan bir suç işleyip, “ben bunun suç olduğunu ve bana nelere sebep olacağını bilmiyordum” diyemez ve buna hakkı yoksa, “Allah’ın emir ve yasaklarından haberim yoktu, bunları yapmadığım takdirde cehennem ve kabir azabı ile cezalandırılacağımı bilmiyordum” deme hakkı da öldükten sonra kendisine…

Onun adı nasihat almaz insandır.

Bir şey dinlediği(okuduğu) zaman, ya kendi yaşadıklarını düşünerek asıl anlaması gerekeni anlamaz(farklı anlar)ki buna en iyi örnek sırrı mukaddes kılınsın Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ilahi aşk için yazdıklarını kendi haram olan ilişkisinde yada gereksiz hislerine binaen kullanır yada başkası adına düşünür ve kendine ders niteliğinde almaz. Sen bir de onun istediğini söyle bakalım, nasıl da alır…

Ne demiş pir’im Mevlana Celaleddin-i Rumi “Öyle bir anlat ki, duyunca fazilet sahibi de kabul etsin, bir şeyden anlamaz olan insan da” sırrı mukaddes kılınsın

Herkesin aklının ereceği, fikrinin anlayacağı tarzda anlat, Söz söyleyen kemal sahibi olursa, söz söyleme sofrasını yaydı mı, o sofra her çeşit lezzetlerle dolar, Hiçbir misafir mahrum kalmaz, herkes o sofrada kendi gıdasını bulur, O sofra, Kur’an’a benzer. Kur’an’ında 7 manası vardır, insanların sıradan olanları da, irfanda(anlamada) ileri gelenleri de ondan doyar.   Mesnevi III. cilt…

Hakikatler, yalan insanlarla temsil edilemez.

Gerçeğe aykırı(söz, davranış ve vücut dili) olan bir insanın dış görünüşü, tıpkı bir ayna gibidir. İçten yalan olsa da dışına yansıyanlar gerçeği anlamamızı sağlar. “Herkesi bir defa, bazılarını her zaman kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandıramazsınız.”  demiştir Abraham Lincoln Kişi bilmediği halde her hangi bir konuda “bu böyledir” demekten sakınsın. O zaman Allahü teâlâ ona,…

“Allah için tevâzû edeni, Allahü teâlâ yükseltir.” Güzel ahlakın en yüksek mertebesinde olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem

Kemâl derecesine ulaşan insanların, yükseldikçe tevâzû ve sûreten kendinden aşağı olanlara karşı davranışlarındaki güzellik artar. Zannolunmasın ki, onun bu tevâzûsu kadrini ve kıymetini azaltır. Hayır, belki daha fazla yükseltir. “Allah için tevâzû edeni Allahü teâlâ yükseltir.” hadîs-i şerîfi bunu ifâde etmektedir. Dünyevî ve uhrevî, maddî ve mânevî mertebelere yükselen kimseler aslâ kendi kulluklarını unutmaz. Allah…

Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. ﴾Nisa suresi, 86.ayet﴿ Kulları arasında güzel davranışları tavsiye eden Allah Azze ve Celle

Selam vermek, Alemlere rahmet olarak gönderilen ve son Peygamber olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in genel kural haline getirdiği bir davranıştır.(yani sünnettir) Eshâb-ı kiramdan(Peygamber Efendimiz’i sallallahu aleyhi ve sellem görenlere ve arkadaşları olanlara denir) ve duâsı kabûl olunan seçilmişlerden olan İmrân bin Husayn (Allah ondan razı olsun) şöyle anlatmıştır; Allah Rasulü sallallahu aleyhi…

İslam, bazı insanların düşündüklerinin aksine, iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar

İyilik ve kötülük, yaşamın her yönüyle/her konuda, içinde olan bir husustur. Her şey, ancak zıddı ile bilinir, ehemmiyeti anlaşılır ve kıymet bilinir. İnsanların bazı davranışlarına rağmen, çok merhametli ve çok bağışlayıcı olan Allah, belki günah ve hatalarından, yanlışlarından pişman olurlar ve bana yönelirler diye(ki bu pişmanlık kalpte başlarsa bile geçerlidir) hemen cezalandırmaz, bekler, kullarına yine…

Ruh hastalıklarının sebebi, îmân eksikliğidir.

Kur’ân-ı kerîm şifâdır. Fakat şifâ, suyun geldiği boruya tâbidir. Pis borudan şifâ gelmez. Gerçek kerâmet, kerâmetin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velînin irâde ve ihtiyârı ile değildir. İlâhî hikmet öyle gerektiriyor demektir. Allahü teâlâ sırrını eminine verir. Bilen söylemez, söyleyen bilmez. Ahmaklık, hatâda ısrar etmektir. Hak’tan ve Hak yolundan başka her ne düşünülürse(bağımlı olunursa), hepsi ayrılık…